Düğün Davetiyesi - ( Wajib) The Wedding Invitation
Gördüğüm en etkileyici ülke Filistin. O kadar eski ve kadim bir ruhu var ki, tüm çağlar an'da toplanmış ve o daracık sokaklarının kaldırımına dizilmiş gibiler.
Bu filmi seyrederken kendimi o sokaklarda buldum. Sizi tanımasa da yanınızdan geçerken selam veren o insanların hikayesi. Sıcak, samimi ve hüzünlü...
Shadi Roma'da yaşayan Filistinli bir tasarımcı. Annesi yıllar önce başka bir adamla Amerika'ya kaçmış. Babası onları tek başına büyütmüş. Shadi'nin babasını izlerken içimde derin bir sızı hissettim. Acısı gözlerinde, yüzündeki çizgilerde ve gülüşünde hala taze. Bu zorlu yaşam içerisinde, bu politik sistemde , hayatta kalmak için bulduğu tek çıkış yolu , kendinden vazgeçip , insanlar ve sistem ondan ne bekliyorsa, nasıl istiyorsa öyle yaşamak , öyle konuşmak ve öyle düşünmek olmuş sanki.
Düğün davetiyelerini akrabalara ve aile dostlarına bizzat elden teslim etmek Filistin'de bir gelenekmiş. Shadi babasına bu görevde yardım etmek üzere düğünden bir kaç hafta önce memleketine dönüyor. Shadi ve babası birlikte davetiyeleri dağıtıyorlar, film bu yolculuğa bizi de dahil ediyor. Ve biz film boyunca, baba oğulun gözünden Nasıra sokaklarını, caddelerini, insanlarını izliyor ve tüm Filistin'e dair sosyopolitik değerlendirmelerine tanık oluyoruz. Aynı aileden iki insanın hayata farklı bakış açılarını, farklı doğrularını ve kültür çatışmalarını, araba yolcuğu boyunca yaptıkları sohbetleri üzerinden dinliyoruz. Bu sohbetler bazen tartışma bazense yüzleşmeye dönüşüyor.
Film ben de sıcak ve hüzünlü bir Filistin etkisi ile ardında şu soruları bıraktı :
*Özgürlük için, özgürlüğünden vazgeçerek sorumluluklarına sahip çıkmak mıdır vatanseverlik yoksa kaçıp başka bir ülkede özgürce yaşamak mı? Gitmek mi zor kalmak mı? ...




Yorumlar
Yorum Gönder